İnşaat Mühendisleri Odası Gebze Temsilciliği Başkanı Ahmet Kadı ve yönetim kurulu üyeleri oda temsilciliğinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Kadı, olası bir depremde Gebze’de yaşanabilecek durumlardan ve yapılması gereken çalışmalardan söz etti. “Deprem konusunu Gebze’de konuşur kıldık” diyen Kadı, yaşanması muhtemel deprem senaryolarının iç açıcı gözükmediğini de sözlerine ekledi. Gebze’de okullar başta olmak üzere kamu kurumlarını depreme dayanıklılık noktasında inceleme taleplerini yetkili mercilere ilettiklerini açıklayan Kadı ancak bu taleplerinin reddedildiğini de gazetecilerle paylaştı. Deprem konusunda Hünkar Çayırı’nda olduğu gibi bir kamuoyunun konuya müdahil olması gerektiğini de belirten Ahmet Kadı, Gebze nüfusunun yarısının riskli alanda yer aldığını da belirtti. İşte Kadı’nın açıklamalarından satırbaşları;
“Türkiye’nin en iyi afet uzmanlarını ve AFAD’ı Gebze’ye getirdik ancak ortalama nüfusu 400 bin olan bir yerin tamamına temas etmek biraz zor. Bu noktada yerel yönetimlerin ve bürokrasinin de elini taşının altına sokması gerekiyor. Yaşayacağımız deprem senaryoları hiç açıcı değil. Son dönemde deprem fırtınası yaşadık, ürktük, deprem gerçeği ile karşı karşıya kaldık. Ben bunu şans olarak addediyorum. Deprem çalışması yapmak konusunda yaşanan durum bir milat olabilirdi ama yine olmadı.
Oda olarak okullar başta olmak üzer kamu kurumlarını elden geçirmek istiyoruz dedik. Okullardaki yavrularımızın canından şüphe duymamamız çok önemli ancak birçok noktada sınıfta kaldık. İnşaat Mühendisleri Odası’nın, Gebze Ticaret Odası’nın gayreti bir yere getirir ancak yetmez. Okulları ve kamu kurumlarını inceleme talebimiz ilgili kurumlar tarafından kibar bir dille reddedildi. Bizlerin Gerçekleri oturup konuşması gerek. Gebze İnşaat Mühendisleri’nin bin tane üyesi var bölelim mahallelere arşın arşın Gebze’nin risk haritasını çıkartırız. Hala Gebze’de metruk yapılar var.
99’dan sonra yapılan yapılarla ilgili çok kaygımız yok ancak 99’dan önce yapılan yapılar bizler için risk teşkil ediyor. Afet adı verdiğimiz bir sıkıntı durumunda içinde bulunduğumuz binanın reaksiyon göstermesi lazım ama yapılarımıza o kadar güvenmiyoruz ki kaçmaya çalışıyoruz. Vatandaşların tıpkı Hünkar Çayırı’nda olduğu gibi konuya müdahil olması gerek. Gebze’den Dilovası’na kadar olan bölgede risk unsurundan daha fazla bir şey yok. Acil eylem planları hazırlanmalı. AFAD gibi bir oluşumun Gebze’de yer alması gerekir.
Gebze’nin verdiği onca şeye rağmen sivil savunma merkezimiz, AFAD’ımız, AKOM’muz yok. Toplanma alanı olarak ayrılan alanlarımızın hepsi parklar. İçme suyu hiçbirinde yok. Hangi parkımız yapı bloğundan uzakta? Gelin işbirliği yapalım diyoruz. Bizim yapı bloklarımız maalesef hasar alacak bu yüzden bizim için toplanma alanı elzem. Gebze’de olası bir depremde organize sanayi bölgesi hasar alırsa ne olur düşünelim. Gebze ekonomiyi yöneten bir bölge, Gebze düşerse, İstanbul düşer. İstanbul düşerse Türkiye ekonomisi batar. İnşaat mühendisleri olarak gövdemizi taşın altına koymaya hazırız ve Gebze’nin sorunlarına talibiz. Eğer önlem almazsak evlatlarımızı kaybedeceğiz.”
“Türkiye’nin en iyi afet uzmanlarını ve AFAD’ı Gebze’ye getirdik ancak ortalama nüfusu 400 bin olan bir yerin tamamına temas etmek biraz zor. Bu noktada yerel yönetimlerin ve bürokrasinin de elini taşının altına sokması gerekiyor. Yaşayacağımız deprem senaryoları hiç açıcı değil. Son dönemde deprem fırtınası yaşadık, ürktük, deprem gerçeği ile karşı karşıya kaldık. Ben bunu şans olarak addediyorum. Deprem çalışması yapmak konusunda yaşanan durum bir milat olabilirdi ama yine olmadı.
Oda olarak okullar başta olmak üzer kamu kurumlarını elden geçirmek istiyoruz dedik. Okullardaki yavrularımızın canından şüphe duymamamız çok önemli ancak birçok noktada sınıfta kaldık. İnşaat Mühendisleri Odası’nın, Gebze Ticaret Odası’nın gayreti bir yere getirir ancak yetmez. Okulları ve kamu kurumlarını inceleme talebimiz ilgili kurumlar tarafından kibar bir dille reddedildi. Bizlerin Gerçekleri oturup konuşması gerek. Gebze İnşaat Mühendisleri’nin bin tane üyesi var bölelim mahallelere arşın arşın Gebze’nin risk haritasını çıkartırız. Hala Gebze’de metruk yapılar var.
99’dan sonra yapılan yapılarla ilgili çok kaygımız yok ancak 99’dan önce yapılan yapılar bizler için risk teşkil ediyor. Afet adı verdiğimiz bir sıkıntı durumunda içinde bulunduğumuz binanın reaksiyon göstermesi lazım ama yapılarımıza o kadar güvenmiyoruz ki kaçmaya çalışıyoruz. Vatandaşların tıpkı Hünkar Çayırı’nda olduğu gibi konuya müdahil olması gerek. Gebze’den Dilovası’na kadar olan bölgede risk unsurundan daha fazla bir şey yok. Acil eylem planları hazırlanmalı. AFAD gibi bir oluşumun Gebze’de yer alması gerekir.
Gebze’nin verdiği onca şeye rağmen sivil savunma merkezimiz, AFAD’ımız, AKOM’muz yok. Toplanma alanı olarak ayrılan alanlarımızın hepsi parklar. İçme suyu hiçbirinde yok. Hangi parkımız yapı bloğundan uzakta? Gelin işbirliği yapalım diyoruz. Bizim yapı bloklarımız maalesef hasar alacak bu yüzden bizim için toplanma alanı elzem. Gebze’de olası bir depremde organize sanayi bölgesi hasar alırsa ne olur düşünelim. Gebze ekonomiyi yöneten bir bölge, Gebze düşerse, İstanbul düşer. İstanbul düşerse Türkiye ekonomisi batar. İnşaat mühendisleri olarak gövdemizi taşın altına koymaya hazırız ve Gebze’nin sorunlarına talibiz. Eğer önlem almazsak evlatlarımızı kaybedeceğiz.”








