Bölgenin yatay yapılaşmaya uygun olmadığını belirten Kadı, daha sağlıklı ve güvenilir dikey yapılar ile Gebze’nin çehresinin değişebileceğini söyledi. Kadı, Gebze’nin otopark, kentsel dönüşüm, trafik, kat artışı, imar uygulamaları ile alakalı sorunlarını Medyatik Dergi’ye anlattı. İşte o keyifli röportaj:

‘GEBZE HİÇBİRİMİZİN HAYALLERİNİ SÜSLEYEN BİR ŞEHİR DEĞİL’
Gebze’nin sorunları ile alakalı düşünceleriniz nelerdir?
İMO Gebze Başkanı Ahmet Kadı, ‘Gebze çok plansız ve orantısız büyüyen bir şehir. Bu konu ile alakalı güncel olarak her hangi birini suçlamıyorum ama genel olarak herkesi suçluyorum. Bugüne kadar gelen bütün yönetimlerin hatta biz mimar ve mühendislerin Gebze’de parmak izi var. Hepimiz şehrin bir yerinden tutmuşuz. Yaşamak zorunda kaldığımız Gebze hiçbirimizin hayallerini süsleyen bir şehir değil. Bundan 40 sene önce Gebze’de barınma sorunu varmış. Hızla sanayileşen bir şehir beraberinde barınma sorununu doğurmuş. Beraberinde sağlık sorunlarını, eğitim sorunlarını getirmiş. Ondan sonraki süreç içerisinde ciddi bir nüfus artışı olmuş. O nüfus artışı bugün karşımıza çıkarttığı sorunları beraberinde getirdi. Gebze eski Gebze olarak kalsaydı şimdi sorunları konuşuyor olmayacaktık. Gebze’nin sorunlarının başında trafik geliyor. Trafik sorunun en önemli unsurlarından biri de otoparktır. 2005 yılından sonra Gebze’de trafikle ilgili bir takım düzenlemeler yapıldı. O dönemde yollarımız küçültüldü, kaldırımlarımız büyütüldü. Biz bunu o dönemde eleştirdik. Zaman zaman eleştiriyoruz da fakat 16 senede hiçbir şey değişmedi. Bu zamana kadar Gebze’de o yolu trafiğe kapalım, bu yolu tek yön yapalım düzenlemeleri ile bu konu geçiştirildi. Şuan da genel itibari ile trafik düzenlemesi yapılıyor. Ben sorunun çözüleceğini düşünmüyorum. Ümit ediyorum bu çalışmalar trafiği rahatlatır. Gebze’nin trafik sorunu bambaşka ve yenilikçi bir anlayışla ele alınması gerekiyor. Bunun dünyada örnekleri var. Ben idarecilerimizin yerinde olsam, ekiplerimi dünyanın her tarafına gönderirim. Bu konu ile alakalı bilgileri toplarım ve güncellerim, son gelişmeleri takip ederim. Bu sorunu nasıl çözmüşler ya da sorunu çözemeyen ülkeler neden çözememiş. Topladığım bilgilere göre şehrin kültürünü de entegre ederek biz çözüm yolu bulmaya çalışırım. Dolayısıyla otopark ve trafik Gebze’nin en önemli sorunlarındandır. Ama sadece yolların yönünü değiştirerek bu sorunun çözülemeyeceği ortadadır. Mahalle otoparkları acil olarak kısa süreli çözüm olacaktır. Bir tane değil, birçok mahalle otoparkından bahsediyorum. Mahalle otoparklarının yapılması ve araçların oralara parklanmasını teşvik, başka yerlere parklanmamasını da ceza yolu ile sağlamamız gerekiyor.
Metro bu şehir için büyük bir yatırım. Bu projede emeği geçen herkese bir Gebzeli olarak teşekkür ediyorum. Bir an evvelde metronun faaliyete girmesi gerekiyor. Metro trafikte azda olsa bir rahatlama sağlayacaktır diye düşünüyorum.

‘OLASI BİR FELAKETE KARŞI ŞEHRİMİZİ TEKNİK ELEMANLAR OLARAK DONATMA PEŞİNDEYİZ’
Kentsel dönüşüm bizim için çok önemlidir. Bu bölgede yaşanmış bir deprem gerçeği ve yaşanacak bir deprem realitesi var. 1999 yılında yaşandı ve önümüzdeki yıllarda da yaşanması bilim insanları tarafından ön görülüyor. Biz bu felakete karşı şehrimizi teknik elemanlar olarak donatma peşindeyiz. Gebze’de deprem gerçeği ile alakalı girişimlerimizin ses getiriyor olması hoşumuza gidiyor. Biz deprem konusuyla meşgul olmaya ve bunu kentimize ve kendimize karşı bir sorumluluk olarak gündeme getirmeye başladığımızda açıkçası gündemde olan bir konu değildi. Evet, herkes 1999 depremi yaşamıştı ama hiç kimse bir daha yaşamayacakmış gibi hareket ediyordu. Bu konuda şehir adeta kafasını kuma gömmüş gibiydi. Kentimiz için yaptığımız her şey bizim için çok kıymetli, bu yüzden deprem gerçeğinin kentimizde dikkate alınmasında Gebze İnşaat Mühendisleri Odamızın katkısı ve çabası çok büyüktür. Şehrimiz çarpık, kontrolsüz, hızlı büyüyen yapı stoku kalitesizliğinden nasibini almış durumdadır. Bölgemizde yüzde 60 civarında yapılarımızın depreme karşı dayanıksız olduğuna dair belgeler ortada. Yani Gebze’deki her on binadan 6’sının riskli olması kabul edilebilir bir durum değil. Biz bu manada kentsel dönüşümü defalarca masaya yatırdık. Bizim şehrimizin ivedilikle dönüştürülmesi gerekiyor. Afet ve risk haritalarının hazırlanarak, afet acil eylem planlarının mutlaka yürürlüğe konulması gerek. Bizim bütün derdimiz kentimiz ile ilgilidir. Biz kentsel dönüşümü depremin zararlarını azaltmadaki mücadelenin en olmazsa olmaz unsuru olarak görüyoruz. Kentsel dönüşümün ivedilikle sahaya yansıtılması gerektiğini görüyoruz. Kentsel dönüşüm meselesini artık masa başlarında konuşmamamız gerekiyor. Ümit ediyorum ilerleyen zamanlarda kentsel dönüşüm ile alakalı adım atmaya başlayacağız. Benim talebim bu konuda hem ülkeye hem de dünyaya örnek olmaktır.

‘BÖLGEMİZ YATAY YAPILAŞMAYA UYGUN DEĞİL’
Kocaeli, Türkiye’nin nüfus yoğunluğunun olduğu şehirlerinden biri ama yüzölçümü olarak da küçük şehirlerindendir. O yüzden bölgenin yatay yapılaşmaya uygun olmadığını düşünüyorum. Zaten bölgede zemin problemleri de yaşıyoruz. Çok kaliteli zeminimiz yok. O halde biz daha sağlam alanlarda dikey yapılaşmayla kat artışını dikey alana yayarak, yeşil alanımızı, parkımızı, bahçemizi, otopark alanlarımızı, kurumsal alanlarımızı daha fazla arttırabilme yolunu tercih etmeliyiz. Yüksek bina yaparsak depremde yıkılır algısı var ama gerçekte öyle bir şey yok. Depreme dayanıksız, yönetmeliğe uygun olmayan bina yapılırsa depremde yıkılır. Binanın yüksek ya da alçak olmasının bir önemi yok. Her türlü yapıyı, her türlü zeminde doğru teknikleri kullanarak inşa edebilirsiniz. Bizim bölgemiz yatay yapılaşmaya uygun bir alan değil. Biz burada öyle ya da böyle daha dar alanlarda ama daha yüksek yapılar yapma yolunu gözden geçirmeliyiz.

‘ŞEHRİN DAHA UYGUN ALANALARA KAYDIRILMASI GEREKİYOR’
Ölçüsüz ve standartsız yapılaşan bir şehirde imar uygulamalarının doğru olarak yapılması zordur. Bugün her hangi bir alanda bir imar planında revizyon yaparsanız onlarca dava, bir sürü zaman, geri dönen planlar, tekrar yapılan planlar karşınıza çıkacaktır. Bu şehrin artık daha uygun alanlara kaydırılması gerekiyor. Ben şehri taşımaktan bahsediyorum. Denizden, organize sanayi bölgelerinden, sınırlardan sıkışmış durumdayız. Bir yere gidebilme şansımız her geçen gün ortadan kayboluyor. Komşu ilçelerinde bizden farklı bir kaderi yok. Bizim sorumluluk sahibi, bilinçli, vizyon sahibi, dünyayı tanıyan, gelişime açık ekiplerle var olan planları revize etmekten öte yeni planlar oluşturup yeni yerleşim alanları yaratmamız lazım. Bölge nüfusunu merkezden dağıtmamız lazım. Net olarak Gebze’ye artık yeni bir sanayi sokmamamız lazım. Bu şehir sanayiye, fabrikaya doydu. Tamam, burası bir sanayi şehri ama burada insanlar yaşıyor. İnsanların asgari yaşam şartlarını da muhafaza etmek ve korumak zorundayız. Bu kadar dar bir alanda bu kadar yoğun bir nüfusun yaşaması kabul edilebilir değil. Bu şehre artık bizim nefes aldırmamız lazım, şehri açmamız lazım, şehri dağıtmamız lazım, özellikle köy vasfını kaybetmiş alanlara doğru şehri yavaş yavaş kaydırmamız lazım.

‘GEBZE YAŞANMIŞLIKLARA ŞAHİT OLMUŞ KOSKOCA BİR ŞEHİR’
Gebze’nin tarihi değerleri ile alakalı neler söylemek istersiniz?
Gebze tarihler boyunca yaşanmışlıklara şahit olmuş koskoca bir şehirdir. Biz Gebze’nin bu boyutunu hep ıskalıyoruz. Burada var olan sanayisiyle, kültürel yapılarıyla, ekonomik argümanlarıyla, tarımıyla, hayvancılığıyla, coğrafyasıyla, bölgenin tarihi altyapısıyla müşterek bir yaşam alanı oluşturmamız gerekiyor. Bu şehri yeniden kurgulamamız gerekiyor. Bu şartlar altında bizim bu kente, bu kentin de bize bir katkısı olmaz. O zaman bizim burada başka şeyler yapmamız lazım. Mesela Gebze’yi neden bir kültü şehri yapmayalım. Gebze gündüz nüfusu 1,5 milyonlara çıkan bir şehir. Gebze’de anfi tiyatro alanları, sinema salonları bu zamana kadar neden yapılmadı. Gebze halkına hizmet edecek genel bir alanımız yok. Ben şehrin kültürünü, şehirde yaşayanların kültürünü, bölge kültürünü harmanlayıp yeni bir oluşum başlatmaktan yanayım ama bunun içinde bazı alt yapıları oluşturmak gerekiyor. Gebze Teknik Üniversitesi çok kaliteli bir üniversite ama bizim şehrimize coğrafya olarak tesiri yok. Şehrin içinde üniversite yurdu yok. Şehrin içerisinde üniversite yerleşkesi yok. Dolayısıyla şehrin fikir anlamında da fikir alış verişinde bulunabileceği bir topluluk yok. Çünkü şehirleri gençlerin fikirleri dizayn eder. Yaşamı gençlerin fikirleri dizayn eder. Orta yaşlıların ve yaşlıların tecrübeleri bu fikirlerle birleştiği zaman kültürel birliktelik oluşur. Bu ortamı oluşturacak bir birliktelik şuan da şehrimizde yok. Bence kentimizde öncelikle üniversite kampüslerinin yer alması gerekiyor. Üniversite öğrencisi girdiği kentin çehresini, kültürünü, fikir yapısını ve önceliğini değiştirir.

İMO GEBZE DURMAK BİLMİYOR
İMO Gebze olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Gebze İnşaat Mühendisleri Odası Gebze’nin bir değeridir. Kentin sorunları ile dertlenen bir kurumuz. Bin 200 civarında üyemiz var. Bizim çalışma prensibimiz toplum odaklıdır. Önce kentimize, sonra bölgemize sonrada ülkemize katma değer katmak için çalışıyoruz. Sorun değil çözüm üreten bir topluluğuz. Üyelerimize mesleki eğitimler sunuyoruz. Eğitimler, seminerler, programlar düzenleyerek halkımızı olası afetlere karşı hazırlamak ve afet bilinci sağlamak için organizasyonlar düzenliyoruz. Üyelerimizin kamu kurumlarıyla olan ilişkilerini dizayn etmek, üyelerimizin özlük haklarını korumak gibi misyonumuz var. Görevde olduğumuz süre içerisinde de kültürel, sosyal ve teknik anlamlarda çok çaba sarf ettik. Bu konularda da başarılı olduk. Biz düzenli olarak üyelerimize ücretsiz eğitimler veriyoruz. Güçlü bir topluluk olma adına sadece üyelerimiz ile bir araya gelmiyoruz. Zaman zaman üyelerimiz ve aileleri ile bir araya geliyoruz. Üyelerimiz ve aileleri ile birlikte kültürel etkinlikler düzenliyoruz. Teknik ve kültür gezileri organize ediyoruz. Türkiye’de üyelerimiz ile beraber gezmediğimiz yer yok diyebilirim. Bunlarla birlikte İMO Gebze olarak şehre depremle ilgili bir kültür kazandırdık. İnsanlar bu şehirde depremle ilgili konuşunca mutlaka o cümlelerin içerisinde bizim odamızın adı geçiyor. Biz İMO Gebze olarak insanlara tesir etmekten mutluyuz. Bizim amacımız bin 200 civarında üyemiz ile tanışarak diyaloğa girmek. Bunun için yönetim kurulumuzu komitelerle güçlendirmeyi düşünüyoruz.

‘ŞEHRİMİZDE SOSYAL VE KÜLTÜREL YÖNDEN HİÇBİR ŞEY YAPILMIYOR’
Kentin sosyal projeleri ile alakalı düşünceleriniz nelerdir?
Biz İMO Gebze olarak beraber çalışma kültürüne sahibiz. Bölge ve ülke menfaati için bizimle çalışmak isteyen herkesle güçlerimizi birleştirerek yan yana durabiliriz. Burası siyasi bir kurum değil. Siyasetin çok üstünde bir kurum. Biz altyapısında kültür olan, bilim olan, teknik olan her türlü oluşuma kapılarımızı sonuna kadar açarız. Şehrin yapılan ya da yapılması planlanan sosyal, kültürel her türlü faaliyetinde olacağımızı daha önce beyan ettik, şimdide beyan ediyoruz. Bu şehirde hiç yaşamıyormuşuz gibi yaşıyoruz. Bizim şehrimiz bu anlamda eksik. Şehrimizde sosyal ve kültürel anlamda neredeyse hiçbir şey yapılmıyor. Biz bu kentin her şeyi ile paydaşı olmak istiyoruz. Bu kentin her sorununda akla gelen biri olalım. Bu kentin her sorununa çözüm üreten kurumlarından biri olalım. Ama burada güçlü, kuvvetli, şehre hâkim, mesleğine hâkim bir kurum olarak biz olalım ve var olalım. Bizim kötü bir niyetimiz yok, rant peşinde değiliz. Bizden kimseye zarar gelmez. Bu şehirde akabinde bölgede ve ülkede yapılacak ve yapılması planlanan her türlü sosyal ve kültürel projenin içerisinde var olacağız.
.jpg)
İMO GEBZE SAYESİNDE, GEBZE’YE DÜNYANIN EN BÜYÜK TEST LABORATUVARI YAPILIYOR
Gebze Teknik Üniversitesi içerisinde yapımı planlanan uluslararası düzeyde bir test laboratuvarı olan Marmara Test Laboratuvarı (MARTEST) kurulması için çalışmalar başladı. Biz İMO Gebze olarak deprem simülasyon merkezi yapma fikrini doğurduk. Simülasyon merkezlerini inceledik ve biz bu işin altında kalkarız dedik. Gebze Ticaret Odası’na gittik ve anlattık. GTO bize destek vereceğini söyledi. Sonrasında Gebze Teknik Üniversitesi içerisinde yapalım dedik. Onlarda bu işe sıcak baktılar. Ardından MARKA ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne gidip projemizi anlattık. Onlarda destek verdiler. Şimdi bu proje milyon dolarlık bir proje haline dönüştü. Bu projeye Gebze’ye katma değer olarak geri dönecek. Gebze dünyanın en büyük test laboratuvarlarının birine sahip olacak ve dünyanın dört bir tarafından Gebze’mize iş gelecek. Bu proje İMO Gebze’nin girişimleri sayesinde hayata geçirilecek. İMO Gebze olarak bizim hayallerimiz var. Eğer dünyanın en güzel şehrinde yaşayamıyorsam, yaşadığım şehri dünyanın en güzel şehri yapabilmek için mücadele ederim. Başarırım ya da başaramam ama karınca misali en azından safımız belli olur. Biz hayalimizin peşinden koşacağız bu şehri kültürel anlamda da, sosyal anlamda da, teknik anlamda da donatmak için emeğimizin ve alın terimizin son damlasına kadar mücadele edeceğiz.
‘GEBZE HİÇBİRİMİZİN HAYALLERİNİ SÜSLEYEN BİR ŞEHİR DEĞİL’
Gebze’nin sorunları ile alakalı düşünceleriniz nelerdir?
İMO Gebze Başkanı Ahmet Kadı, ‘Gebze çok plansız ve orantısız büyüyen bir şehir. Bu konu ile alakalı güncel olarak her hangi birini suçlamıyorum ama genel olarak herkesi suçluyorum. Bugüne kadar gelen bütün yönetimlerin hatta biz mimar ve mühendislerin Gebze’de parmak izi var. Hepimiz şehrin bir yerinden tutmuşuz. Yaşamak zorunda kaldığımız Gebze hiçbirimizin hayallerini süsleyen bir şehir değil. Bundan 40 sene önce Gebze’de barınma sorunu varmış. Hızla sanayileşen bir şehir beraberinde barınma sorununu doğurmuş. Beraberinde sağlık sorunlarını, eğitim sorunlarını getirmiş. Ondan sonraki süreç içerisinde ciddi bir nüfus artışı olmuş. O nüfus artışı bugün karşımıza çıkarttığı sorunları beraberinde getirdi. Gebze eski Gebze olarak kalsaydı şimdi sorunları konuşuyor olmayacaktık. Gebze’nin sorunlarının başında trafik geliyor. Trafik sorunun en önemli unsurlarından biri de otoparktır. 2005 yılından sonra Gebze’de trafikle ilgili bir takım düzenlemeler yapıldı. O dönemde yollarımız küçültüldü, kaldırımlarımız büyütüldü. Biz bunu o dönemde eleştirdik. Zaman zaman eleştiriyoruz da fakat 16 senede hiçbir şey değişmedi. Bu zamana kadar Gebze’de o yolu trafiğe kapalım, bu yolu tek yön yapalım düzenlemeleri ile bu konu geçiştirildi. Şuan da genel itibari ile trafik düzenlemesi yapılıyor. Ben sorunun çözüleceğini düşünmüyorum. Ümit ediyorum bu çalışmalar trafiği rahatlatır. Gebze’nin trafik sorunu bambaşka ve yenilikçi bir anlayışla ele alınması gerekiyor. Bunun dünyada örnekleri var. Ben idarecilerimizin yerinde olsam, ekiplerimi dünyanın her tarafına gönderirim. Bu konu ile alakalı bilgileri toplarım ve güncellerim, son gelişmeleri takip ederim. Bu sorunu nasıl çözmüşler ya da sorunu çözemeyen ülkeler neden çözememiş. Topladığım bilgilere göre şehrin kültürünü de entegre ederek biz çözüm yolu bulmaya çalışırım. Dolayısıyla otopark ve trafik Gebze’nin en önemli sorunlarındandır. Ama sadece yolların yönünü değiştirerek bu sorunun çözülemeyeceği ortadadır. Mahalle otoparkları acil olarak kısa süreli çözüm olacaktır. Bir tane değil, birçok mahalle otoparkından bahsediyorum. Mahalle otoparklarının yapılması ve araçların oralara parklanmasını teşvik, başka yerlere parklanmamasını da ceza yolu ile sağlamamız gerekiyor.
Metro bu şehir için büyük bir yatırım. Bu projede emeği geçen herkese bir Gebzeli olarak teşekkür ediyorum. Bir an evvelde metronun faaliyete girmesi gerekiyor. Metro trafikte azda olsa bir rahatlama sağlayacaktır diye düşünüyorum.
‘OLASI BİR FELAKETE KARŞI ŞEHRİMİZİ TEKNİK ELEMANLAR OLARAK DONATMA PEŞİNDEYİZ’
Kentsel dönüşüm bizim için çok önemlidir. Bu bölgede yaşanmış bir deprem gerçeği ve yaşanacak bir deprem realitesi var. 1999 yılında yaşandı ve önümüzdeki yıllarda da yaşanması bilim insanları tarafından ön görülüyor. Biz bu felakete karşı şehrimizi teknik elemanlar olarak donatma peşindeyiz. Gebze’de deprem gerçeği ile alakalı girişimlerimizin ses getiriyor olması hoşumuza gidiyor. Biz deprem konusuyla meşgul olmaya ve bunu kentimize ve kendimize karşı bir sorumluluk olarak gündeme getirmeye başladığımızda açıkçası gündemde olan bir konu değildi. Evet, herkes 1999 depremi yaşamıştı ama hiç kimse bir daha yaşamayacakmış gibi hareket ediyordu. Bu konuda şehir adeta kafasını kuma gömmüş gibiydi. Kentimiz için yaptığımız her şey bizim için çok kıymetli, bu yüzden deprem gerçeğinin kentimizde dikkate alınmasında Gebze İnşaat Mühendisleri Odamızın katkısı ve çabası çok büyüktür. Şehrimiz çarpık, kontrolsüz, hızlı büyüyen yapı stoku kalitesizliğinden nasibini almış durumdadır. Bölgemizde yüzde 60 civarında yapılarımızın depreme karşı dayanıksız olduğuna dair belgeler ortada. Yani Gebze’deki her on binadan 6’sının riskli olması kabul edilebilir bir durum değil. Biz bu manada kentsel dönüşümü defalarca masaya yatırdık. Bizim şehrimizin ivedilikle dönüştürülmesi gerekiyor. Afet ve risk haritalarının hazırlanarak, afet acil eylem planlarının mutlaka yürürlüğe konulması gerek. Bizim bütün derdimiz kentimiz ile ilgilidir. Biz kentsel dönüşümü depremin zararlarını azaltmadaki mücadelenin en olmazsa olmaz unsuru olarak görüyoruz. Kentsel dönüşümün ivedilikle sahaya yansıtılması gerektiğini görüyoruz. Kentsel dönüşüm meselesini artık masa başlarında konuşmamamız gerekiyor. Ümit ediyorum ilerleyen zamanlarda kentsel dönüşüm ile alakalı adım atmaya başlayacağız. Benim talebim bu konuda hem ülkeye hem de dünyaya örnek olmaktır.
‘BÖLGEMİZ YATAY YAPILAŞMAYA UYGUN DEĞİL’
Kocaeli, Türkiye’nin nüfus yoğunluğunun olduğu şehirlerinden biri ama yüzölçümü olarak da küçük şehirlerindendir. O yüzden bölgenin yatay yapılaşmaya uygun olmadığını düşünüyorum. Zaten bölgede zemin problemleri de yaşıyoruz. Çok kaliteli zeminimiz yok. O halde biz daha sağlam alanlarda dikey yapılaşmayla kat artışını dikey alana yayarak, yeşil alanımızı, parkımızı, bahçemizi, otopark alanlarımızı, kurumsal alanlarımızı daha fazla arttırabilme yolunu tercih etmeliyiz. Yüksek bina yaparsak depremde yıkılır algısı var ama gerçekte öyle bir şey yok. Depreme dayanıksız, yönetmeliğe uygun olmayan bina yapılırsa depremde yıkılır. Binanın yüksek ya da alçak olmasının bir önemi yok. Her türlü yapıyı, her türlü zeminde doğru teknikleri kullanarak inşa edebilirsiniz. Bizim bölgemiz yatay yapılaşmaya uygun bir alan değil. Biz burada öyle ya da böyle daha dar alanlarda ama daha yüksek yapılar yapma yolunu gözden geçirmeliyiz.
‘ŞEHRİN DAHA UYGUN ALANALARA KAYDIRILMASI GEREKİYOR’
Ölçüsüz ve standartsız yapılaşan bir şehirde imar uygulamalarının doğru olarak yapılması zordur. Bugün her hangi bir alanda bir imar planında revizyon yaparsanız onlarca dava, bir sürü zaman, geri dönen planlar, tekrar yapılan planlar karşınıza çıkacaktır. Bu şehrin artık daha uygun alanlara kaydırılması gerekiyor. Ben şehri taşımaktan bahsediyorum. Denizden, organize sanayi bölgelerinden, sınırlardan sıkışmış durumdayız. Bir yere gidebilme şansımız her geçen gün ortadan kayboluyor. Komşu ilçelerinde bizden farklı bir kaderi yok. Bizim sorumluluk sahibi, bilinçli, vizyon sahibi, dünyayı tanıyan, gelişime açık ekiplerle var olan planları revize etmekten öte yeni planlar oluşturup yeni yerleşim alanları yaratmamız lazım. Bölge nüfusunu merkezden dağıtmamız lazım. Net olarak Gebze’ye artık yeni bir sanayi sokmamamız lazım. Bu şehir sanayiye, fabrikaya doydu. Tamam, burası bir sanayi şehri ama burada insanlar yaşıyor. İnsanların asgari yaşam şartlarını da muhafaza etmek ve korumak zorundayız. Bu kadar dar bir alanda bu kadar yoğun bir nüfusun yaşaması kabul edilebilir değil. Bu şehre artık bizim nefes aldırmamız lazım, şehri açmamız lazım, şehri dağıtmamız lazım, özellikle köy vasfını kaybetmiş alanlara doğru şehri yavaş yavaş kaydırmamız lazım.

‘GEBZE YAŞANMIŞLIKLARA ŞAHİT OLMUŞ KOSKOCA BİR ŞEHİR’
Gebze’nin tarihi değerleri ile alakalı neler söylemek istersiniz?
Gebze tarihler boyunca yaşanmışlıklara şahit olmuş koskoca bir şehirdir. Biz Gebze’nin bu boyutunu hep ıskalıyoruz. Burada var olan sanayisiyle, kültürel yapılarıyla, ekonomik argümanlarıyla, tarımıyla, hayvancılığıyla, coğrafyasıyla, bölgenin tarihi altyapısıyla müşterek bir yaşam alanı oluşturmamız gerekiyor. Bu şehri yeniden kurgulamamız gerekiyor. Bu şartlar altında bizim bu kente, bu kentin de bize bir katkısı olmaz. O zaman bizim burada başka şeyler yapmamız lazım. Mesela Gebze’yi neden bir kültü şehri yapmayalım. Gebze gündüz nüfusu 1,5 milyonlara çıkan bir şehir. Gebze’de anfi tiyatro alanları, sinema salonları bu zamana kadar neden yapılmadı. Gebze halkına hizmet edecek genel bir alanımız yok. Ben şehrin kültürünü, şehirde yaşayanların kültürünü, bölge kültürünü harmanlayıp yeni bir oluşum başlatmaktan yanayım ama bunun içinde bazı alt yapıları oluşturmak gerekiyor. Gebze Teknik Üniversitesi çok kaliteli bir üniversite ama bizim şehrimize coğrafya olarak tesiri yok. Şehrin içinde üniversite yurdu yok. Şehrin içerisinde üniversite yerleşkesi yok. Dolayısıyla şehrin fikir anlamında da fikir alış verişinde bulunabileceği bir topluluk yok. Çünkü şehirleri gençlerin fikirleri dizayn eder. Yaşamı gençlerin fikirleri dizayn eder. Orta yaşlıların ve yaşlıların tecrübeleri bu fikirlerle birleştiği zaman kültürel birliktelik oluşur. Bu ortamı oluşturacak bir birliktelik şuan da şehrimizde yok. Bence kentimizde öncelikle üniversite kampüslerinin yer alması gerekiyor. Üniversite öğrencisi girdiği kentin çehresini, kültürünü, fikir yapısını ve önceliğini değiştirir.

İMO GEBZE DURMAK BİLMİYOR
İMO Gebze olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Gebze İnşaat Mühendisleri Odası Gebze’nin bir değeridir. Kentin sorunları ile dertlenen bir kurumuz. Bin 200 civarında üyemiz var. Bizim çalışma prensibimiz toplum odaklıdır. Önce kentimize, sonra bölgemize sonrada ülkemize katma değer katmak için çalışıyoruz. Sorun değil çözüm üreten bir topluluğuz. Üyelerimize mesleki eğitimler sunuyoruz. Eğitimler, seminerler, programlar düzenleyerek halkımızı olası afetlere karşı hazırlamak ve afet bilinci sağlamak için organizasyonlar düzenliyoruz. Üyelerimizin kamu kurumlarıyla olan ilişkilerini dizayn etmek, üyelerimizin özlük haklarını korumak gibi misyonumuz var. Görevde olduğumuz süre içerisinde de kültürel, sosyal ve teknik anlamlarda çok çaba sarf ettik. Bu konularda da başarılı olduk. Biz düzenli olarak üyelerimize ücretsiz eğitimler veriyoruz. Güçlü bir topluluk olma adına sadece üyelerimiz ile bir araya gelmiyoruz. Zaman zaman üyelerimiz ve aileleri ile bir araya geliyoruz. Üyelerimiz ve aileleri ile birlikte kültürel etkinlikler düzenliyoruz. Teknik ve kültür gezileri organize ediyoruz. Türkiye’de üyelerimiz ile beraber gezmediğimiz yer yok diyebilirim. Bunlarla birlikte İMO Gebze olarak şehre depremle ilgili bir kültür kazandırdık. İnsanlar bu şehirde depremle ilgili konuşunca mutlaka o cümlelerin içerisinde bizim odamızın adı geçiyor. Biz İMO Gebze olarak insanlara tesir etmekten mutluyuz. Bizim amacımız bin 200 civarında üyemiz ile tanışarak diyaloğa girmek. Bunun için yönetim kurulumuzu komitelerle güçlendirmeyi düşünüyoruz.
‘ŞEHRİMİZDE SOSYAL VE KÜLTÜREL YÖNDEN HİÇBİR ŞEY YAPILMIYOR’
Kentin sosyal projeleri ile alakalı düşünceleriniz nelerdir?
Biz İMO Gebze olarak beraber çalışma kültürüne sahibiz. Bölge ve ülke menfaati için bizimle çalışmak isteyen herkesle güçlerimizi birleştirerek yan yana durabiliriz. Burası siyasi bir kurum değil. Siyasetin çok üstünde bir kurum. Biz altyapısında kültür olan, bilim olan, teknik olan her türlü oluşuma kapılarımızı sonuna kadar açarız. Şehrin yapılan ya da yapılması planlanan sosyal, kültürel her türlü faaliyetinde olacağımızı daha önce beyan ettik, şimdide beyan ediyoruz. Bu şehirde hiç yaşamıyormuşuz gibi yaşıyoruz. Bizim şehrimiz bu anlamda eksik. Şehrimizde sosyal ve kültürel anlamda neredeyse hiçbir şey yapılmıyor. Biz bu kentin her şeyi ile paydaşı olmak istiyoruz. Bu kentin her sorununda akla gelen biri olalım. Bu kentin her sorununa çözüm üreten kurumlarından biri olalım. Ama burada güçlü, kuvvetli, şehre hâkim, mesleğine hâkim bir kurum olarak biz olalım ve var olalım. Bizim kötü bir niyetimiz yok, rant peşinde değiliz. Bizden kimseye zarar gelmez. Bu şehirde akabinde bölgede ve ülkede yapılacak ve yapılması planlanan her türlü sosyal ve kültürel projenin içerisinde var olacağız.
.jpg)
İMO GEBZE SAYESİNDE, GEBZE’YE DÜNYANIN EN BÜYÜK TEST LABORATUVARI YAPILIYOR
Gebze Teknik Üniversitesi içerisinde yapımı planlanan uluslararası düzeyde bir test laboratuvarı olan Marmara Test Laboratuvarı (MARTEST) kurulması için çalışmalar başladı. Biz İMO Gebze olarak deprem simülasyon merkezi yapma fikrini doğurduk. Simülasyon merkezlerini inceledik ve biz bu işin altında kalkarız dedik. Gebze Ticaret Odası’na gittik ve anlattık. GTO bize destek vereceğini söyledi. Sonrasında Gebze Teknik Üniversitesi içerisinde yapalım dedik. Onlarda bu işe sıcak baktılar. Ardından MARKA ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne gidip projemizi anlattık. Onlarda destek verdiler. Şimdi bu proje milyon dolarlık bir proje haline dönüştü. Bu projeye Gebze’ye katma değer olarak geri dönecek. Gebze dünyanın en büyük test laboratuvarlarının birine sahip olacak ve dünyanın dört bir tarafından Gebze’mize iş gelecek. Bu proje İMO Gebze’nin girişimleri sayesinde hayata geçirilecek. İMO Gebze olarak bizim hayallerimiz var. Eğer dünyanın en güzel şehrinde yaşayamıyorsam, yaşadığım şehri dünyanın en güzel şehri yapabilmek için mücadele ederim. Başarırım ya da başaramam ama karınca misali en azından safımız belli olur. Biz hayalimizin peşinden koşacağız bu şehri kültürel anlamda da, sosyal anlamda da, teknik anlamda da donatmak için emeğimizin ve alın terimizin son damlasına kadar mücadele edeceğiz.







