Geçtiğimiz günlerde Mevlâna Mahallesi’nde bir bina çöktü. Dört vatandaşımız hayatını kaybetti.
Ne deprem oldu,ne doğalgaz patlaması…Ama göz göre göre gelen bir felaket, yine göz göre göre yaşandı.
Kimse önlem almadı, kimse “durun” demedi. Geriye sadece 18 yaşındaki Dilara kaldı. Anne yok, baba yok, iki kardeş yok..Bir genç kız, elinde sadece koca bir acı ile kaldı bu dünyada.
O çöken binanın çevresinde 28 işyeri, 21 bina, 79 bağımsız bölüm tahliye edildi. Tam 252 vatandaş, şu anda evinde değil; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Darıca’daki sosyal tesislerinde kalıyor.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Bu bina metro inşaatı yüzünden mi çöktü, yoksa zemin kaynaklı bir obruk mu oluştuı? Gerçek yakında ortaya çıkacak.
Ama başta A Haber olmak üzere bazı televizyon kanalları çöken binada inceleme başlamadan hükmü verdi bile: “Suçlu müteahhit!” Ya kardeşim, bu kadar kolay mı bir insanı hedef göstermek?
Ortada rapor yok, bilirkişi yok, analiz yok… Ama ekranlardan “suçlu Ergün Kahraman” manşetleri yağıyor.
Oysa Ergün Kahraman, Gebze’de 30’a yakın ruhsatlı ve iskanlı bina yaptı. Bugüne kadar bir kişiyi bile mağdur etmemiş ahlaklı ve vicdanlı müteahhit...
Ne başladığı inşaatları yarım bıraktı, ne de aynı daireyi birden fazla kişiye sattı. Bugün ülkenin dört bir yanında dolandırıcı müteahhitler cirit atarken, işini düzgün yapan birini günah keçisi ilan etmek vicdansızlıktır.
Bu bina deprem sonrası 2015 yılında yapıldı. Zemin etüdü yapıldı, mühendis ve mimar denetiminden geçti, beton numunesi alındı, demir kontrolü yapıldı.
Yapı denetim firması onayladı, Gebze Belediyesi gelip kontrol etti, iskanını verdi. Yani devletin tüm kurumları “bu bina uygundur” dedi.
Ama şimdi herkesin hedefinde o müteahhit var! En acısı ne biliyor musunuz? Bina çökmeden bir gün önce O binadaki eczane sahibi temelde kayma olduğunu fark ediyor, ve Ergün Kahraman’ı arıyor.
Kahraman, “ben sattım, bana ne” demiyor! Üşenmeden olay yerine gidiyor, fotoğraflar çekiyor, Gebze Belediyesi’nde bir müdürü arıyıp bilgi veriyor..
Belediye bu binayai personel gönderiyor, “sorun yok” diyor. Ve ertesi gün bina çöküyor! Şimdi söyleyin: Bu adam mı suçlu, yoksa o “sorun yok” diyenler mi?..Binaya belediyeden yetkili geldiğini metro'nun yapımını üstlenen Eze İnşaat’ın yetkilisi de teyit ediyor. "Eze inşaat ,sorumluluk belediye ve müteahhidin diyor."
Ama belli ki bazıları bu olayın altından metro inşaatının çıkmasından korkuyor. Bu yüzden suç başka yere kaydırılıyor, ekranlarda “suçlu müteahhit” tiyatrosu sahneleniyor.
Ama gelin Gebze-Darıca metrosuna bir bakalım. Yaklaşık 8 yıl oldu! Evet, tam sekiz koca yıl!
Sekiz yılda yeni bir ülke kurulur. Şehirler yeniden doğar, dağlar delinir, denizler aşılır. Ama biz hâlâ bir metro tünelini bitiremedik.
Bu nasıl iştir? Ama gerçek değişmiyor. Bir genç kız, Dilara, ailesini kaybetti. Umarım bu ülkenin yazgısı bir gün değişir de Dilara’nın yüzüne utanmadan bakabiliriz.
Bu ülkenin ihtiyacı olan şeyler belli: Ahlak,adalet ve vicdan! Çünkü bu ülke artık enkazlardan değil, vicdansızlıktan boğuluyor.





