İftar sofralarının bereketiyle gönüller huzur bulmuş,insanlar teravih namazı için caminin yolunu tutarken,çocuklar ise namazın ardından başlayacak gösterinin heyecanını gözlerinde ışık, yüreklerinde sevinçle bekliyordu.
Dışarıda hava buz kesmiş. Cami içinde perde arkasından görünecek olan ne bir dansöz ne de Ramazan ruhuyla bağdaşmayacak ölçüsüz bir organizasyon. Sadece bu milletin kültürel hafızasında derin bir yeri olan Hacivat ile Karagöz.
Ama bir anda “dur” deniliyor.
Dün akşam Ayşe Gümüşlüağa Camii’nde yapılması planlanan çocuk etkinliğine ilk etapta izin verilmemesi,Darıca’da haklı bir tartışmayı beraberinde getirdi.
İddialara göre kararın arkasında Darıca Müftüsü Selami Bağcı’nın talimatı vardı.
Sormak gerekiyor:
Bir camide çocuklara yönelik geleneksel bir sahne oyunu neden sakıncalı görülür?
Cami yalnızca namaz vakti dolup boşalan bir ibadet alanı mıdır? Yoksa aynı zamanda bir medeniyetin kalbi midir?
Tarih boyunca camiler; ilmin konuşulduğu,çocukların diz çöküp Kur’an öğrendiği,sohbetlerin edildiği, toplumsal bağların güçlendiği mekânlar olmadı mı?
Eğer mesele düzen ise düzen sağlanır.
Eğer mesele temizlik ise temizlik yapılır.
Kaldı ki bugün camilerin temizlik ve çevre düzenlemelerinin büyük kısmı belediyeler tarafından gerçekleştiriliyor.
Darıca Belediyesi de bu konuda ciddi bir destek veriyor.
Yani “kirlenir, zarar görür” gibi gerekçelerle çocukların kültürel bir etkinliğine kapı kapatmak sağlıklı bir yaklaşım değildir.
Ramazan ayı yasak ayı değildir. Ramazan, gönüllerin açıldığı, çocukların camiyle tanıştığı, kültürle ibadetin buluştuğu bir iklimdir.
Devletin zirvesinde kültürel programlar teşvik edilirken, geleneksel etkinlikler desteklenirken; yerelde böylesi bir yasakçı anlayışın ortaya çıkması düşündürücüdür.
Toplumun hassasiyetlerini korumak başka şeydir; toplumun kültürel damarını kesmeye kalkmak başka şey.
Nitekim süreç büyümeden çözüldü. Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık devreye girdi, gerekli temaslar kuruldu ve program gerçekleştirildi.
Çocuklar bekledikleri gösteriyi izledi, camide Ramazan neşesi yaşandı.
Olması gereken buydu.
Ama asıl mesele şudur: Neden en başta engellendi?
Çocukların kahkahasından korkan bir cami tasavvuru, bu toplumun geleneğiyle örtüşmez. Hacivat ile Karagöz bu kültürün bir parçasıdır.
Onu camiye yakıştıramamak, aslında camiyi hayattan koparmaktır.
Cami; sessizlikten ibaret bir mekân değil, hayatın merkezidir.
Ramazan’ın ruhu yasakla korunmaz. Hoşgörüyle, anlayışla, dengeyle korunur.
Ve unutmayalım:
Eğer camide bir ses yükselecekse, o ses çocukların sesi olsun.
Çünkü o ses, bu toplumun yarınlarıdır.





