Sanatçı Armağan Çağlayan’ın Gebze için söylediği “sevimsiz” ifadesi günlerdir tartışılıyor. Oysa Çağlayan’ın sözlerinin kaynağı, 1970’lerin Gebze’si… Babası Bayer İlaç fabrikasında çalışıyordu, çocukluk anıları da bu ilçede geçti. Yani eleştiri, bugüne değil, geçmişe dairdi.
Ama nedense bu cümleler, bir anda siyasi malzeme haline getirildi. Kimileri Armağan Çağlayan’ı hedef tahtasına oturttu, kimileri de bazı siyasetçileri sessiz kaldığı için “Gebze düşmanı” ilan etti.Açık konuşmak gerekirse, bu tavrın adı siyaset değil, ucuz polemiktir.
Peki ya İlber Ortaylı’nın aylar önce Gebze Belediyesi hakkında söylediği çok daha ağır sözler? O zaman kimse çıkıp tek kelime etmedi.
Ne Belediye Başkanı’ndan ses çıktı, ne de AK Parti Gebze İlçe teşkilatı cephesinden… Ortaylı konuşunca susanların, Çağlayan konuşunca aslan kesilmesi çifte standardın ta kendisidir.
Şunu da kabul edelim: Çağlayan’ın 1970’ler için kullandığı “sevimsiz” ifadesi, bugün 2025’te de geçerliliğini koruyor.
Çünkü değişen pek bir şey yok. Birkaç beton bina, bir AVM, bir iki yeni yol… Peki sosyal yaşam? Yok. Kültürel hayat? Yok. Hatta sağlık ve ulaşım hizmetleri bile hâlâ yetersiz.
Gebze Center olmasa vatandaş hafta sonu nereye gidecek? Darıca’ya ya da Tuzla’ya… Çünkü Gebze’de nefes alınacak sadece bir tane Millet bahçesi var. insanları buluşturacak ne bir kültür merkezi nede gençlerin eğlenebileceği bir sosyal alan yok.
Evet, Gebze Türkiye’nin en önemli sanayi merkezlerinden biri. Ama sosyal yaşamda sınıfta kalıyor. Onca vergi veren, onca katma değer üreten bir şehir, neden hâlâ bu halde?
Şimdi asıl soruyu sormak lazım:
“Sevimsiz” olan Armağan Çağlayan’ın sözleri mi, yoksa yıllardır kaderine terk edilmiş Gebze’nin ta kendisi mi?
Cevap, aslında hepimizin gözünün önünde…





