Dünkü köşe yazımdan sonra Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ile tesadüfen karşılaştık. Yaklaşık 15 dakika süren sohbetimizde birçok konuyu ele alma fırsatı bulduk.
Armağan Çağlayan ve İlber Ortaylı'yı ele aldığım yazıda haklı olduğum bazı konuları kendisi de onayladı.
Ancak altını çizdiği bir nokta vardı: “1970’lerin Gebze’si ile bugünkü Gebze arasında dağlar kadar fark var. Bugünkü ''Gebze sevimsiz değil.”
Gerçekten de bakıldığında haksız sayılmaz. Gebze’nin bugünkü şehir kimliği, 1970’lerle kıyaslandığında bambaşka bir noktada.
Örneğin Gebze Center’ın yapılmasında dönemin Belediye Başkanı İbrahim Pehlivan’la birlikte önemli bir rol üstlendiklerini, Ferit Şahenk ile dört kez görüşerek yatırımı Gebze’ye kazandırdıklarını hatırlattı.
Ama iş bununla sınırlı değil. Başkan Büyükgöz, son 6 yılda gerçekleştirilen hizmetleri de sıraladı. Gebze Millet Bahçesi, Cuma Köy Mesire Alanı, Pelitli Mesire Alanı, Gençlik Merkezi, gençlere yönelik kültürel ve sportif etkinlikler, yıllardır kanayan yara olan tapu sorunlarının çözülmesi...Liste uzayıp gidiyor. Bunları görmezden gelmek, Gebze’ye yapılan hizmetlere haksızlık olur.
Bir de Gebzespor gerçeği var. Yıllardır amatör ligde mücadele eden Gebzespor, Zinnur Büyükgöz’ün ciddi maddi desteği sayesinde geçtiğimiz yıl 2. Lig’e yükseldi.
Bu hamle, sadece sportif bir başarı değil, Gebze’nin tarihine altın harflerle kazınacak bir gelişmeydi.
Çünkü şehir, yıllar sonra yeniden profesyonel lig heyecanı yaşadı.
Gelelim işin tartışılan boyutuna…
Armağan Çağlayan’ın 1970’lerin Gebze’sine yaptığı göndermeyi fazla büyütmek gereksizdi.
Bir dönemi hatırlatmak başka şey, bugünü görmezden gelmek başka şey. Çağlayan’ın sözleri abartıldığı gibi yüklenilecek bir durum değildi.
Asıl mesele İlber Ortaylı’nın sözleri…
İlber Ortaylı’nın Gebze Belediyesi hakkında sarf ettiği ağır sözler, ne yazık ki objektif olmaktan uzaktı.
Çünkü işin perde arkasında maddi bir gerekçe vardı. Yıllar önce Gebze Belediyesi’nin düzenlediği Kitap Fuarı’na katılmış, üstelik ödemesini almış ve o gün Gebze hakkında son derece güzel sözler söylemişti.
Ama aynı Ortaylı, bu yıl davet edildiğinde talep ettiği aşırı yüksek ücret kabul edilmeyince, Gebze Belediyesi’ni yerden yere vurmayı tercih etti.
Dün övgülerle söz ettiği bir kente, bugün ücret tartışması yüzünden ağır ifadeler yöneltmek, eleştirinin değil, hesaplaşmanın göstergesidir.
Sonuç olarak…
Armağan Çağlayan’ın sözlerini büyütmek de, İlber Ortaylı’nın kişisel hesapların gölgesinde kalan sözlerini ciddiye almak da gereksiz.
Gebze bugün, geçmişin kasaba havasını çoktan aşmış, büyük bir şehir kimliğine kavuşmuştur. Elbette eksikler, sorunlar vardır.
Ancak yapılan hizmetleri yok saymak, sırf popülist söylemlerle kenti değersizleştirmek doğru değildir. Önemli olan, hakkı teslim edebilmektir.





