Bugün Gebze Ticaret Odası önünde yaşanan protesto, sadece servis taşımacılığı sektörünün yaşadığı sıkıntıları değil, tepkinin doğru adrese yöneltilip yöneltilmediğini de tartışmaya açtı.
S Yetki Belgesi ve UKOME kaynaklı sorunlar nedeniyle mağdur olduklarını ifade eden servisçi esnafı, seslerini duyurmak için Gebze Ticaret Odası’nın önünde toplandı.
Atılan sloganlar, yükselen tansiyon ve yaşanan gerginlik kısa sürede kamuoyunun gündemine oturdu.
Ancak burada herkesin soğukkanlılıkla sorması gereken bir soru var:
Gebze Ticaret Odası gerçekten bu sorunun muhatabı mı?
Gerçek şu ki; S Yetki Belgesi, plaka ve ilgili düzenlemeler konusunda karar mercii Gebze Ticaret Odası değil.
Bu süreçlerin yetki ve sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi ile UKOME’de bulunuyor. Dolayısıyla hukuki anlamda hesap sorulacak kapı da belli.
Buna rağmen protestonun adresi Gebze Ticaret Odası oldu.
İşin dikkat çeken kısmı ise tam burada başladı.
Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş, “Bu bizim görev alanımız değil.” diyerek kapıyı kapatabilirdi.
Hiçbir açıklama yapmayabilir, “Muhatap biz değiliz.” diyerek içeri çekilebilirdi.
Ama öyle yapmadı.
Dışarı çıktı, esnafı dinledi, taleplerini tek tek not aldı ve “Yetkili kurum biz olmasak da çözüm için üzerimize düşen ne varsa birlikte yapmaya hazırız.” mesajını verdi.
Bu yaklaşım, gerilimi büyütmek yerine tansiyonu düşürdü. Dakikalar önce tepki gösteren kalabalığın görüşme sonunda alkışlarla ayrılması da bunun en somut göstergesi oldu.
Aslında bugün ortaya çıkan tablo, seçim döneminde yüzlerce iş insanının neden Abdurrahman Aslantaş’ın yanında durduğunu bir kez daha hatırlattı.
Çünkü liderlik sadece yetki kullanmak değil, yetkin olmasa bile sorumluluk almaktan kaçmamaktır.
Elbette servisçi esnafının yaşadığı mağduriyet küçümsenemez. Ekmek mücadelesi veren insanların sesini yükseltmesi demokratik bir haktır. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak demokratik tepkinin de doğru muhataba yönelmesi gerekir.
Yanlış kapıyı çalmak, doğru sorunun çözümünü geciktirir.
Bugün yaşanan olayın ardından asıl konuşulması gereken; sloganlar değil, servisçi esnafını bu noktaya getiren süreç, alınmayan kararlar ve çözüm üretmesi gereken kurumların sorumluluğudur.
Çünkü kamuoyunun ihtiyacı slogan değil, çözümdür.
Eğri oturup doğru konuşalım…
Sorun varsa söyleyelim.
Haksızlık varsa eleştirelim.
Ama hesabı da her zaman doğru kapıdan soralım.





